Buradasınız : Ana Sayfa // Fotoğrafçılık // Fotoğraf onlar için tam bir tutku

Fotoğraf onlar için tam bir tutku

 

Yoğun iş hayatında, fotoğraf makinelerini yanlarından eksik etmiyorlar. Hatta sergiler açıyor, objektiflerine yansıyanları, fotoğrafseverlerle paylaşıyorlar. Kimi “En sevdiğim fotoğrafı henüz çekmedim” diyor, kimi fotoğraf çekerken her şeyden izole olduğunu söylüyor. Fotoğrafı ‘hobi’den çok ‘tutku’yla ifade edenler yazdı…

Ece Sükan

Samimi, dolaysız, zaman ötesi…

1998 yılında Best Model of the World yarışmasında üçüncü olduğunda tanıdık Ece Sükan’ı. O, ODTÜ Psikoloji mezunuydu ama podyumları tercih etti. Podyumların başarılı mankeni, modellik kariyerinin yanı sıra moda editörlüğü yaptı. Farklı giyiniyordu, herkesin giydikleriyle uzaktan yakından alakası yoktu. Eskiydi giydikleri, bir dönemin moda akımını temsil ediyordu. Giydikleri bu kadar ilgi çekince, o da kolları sıvadı ve Teşvikiye’de Vintage butik açtı. Fotoğraf çekmeyi çok seviyor. Çektiği fotoğraflar yine işinin bir uzantısı gibi. Onun objektifi de modeller ve kostümlerle ilgileniyor.

“Müthiş bir ifade biçimi benim için fotoğraf. Gerçekle hayal dünyam arasındaki en güzel bağ. Kâğıt üstünde iki boyutlu ama benim için anlamı hayatın ve duyguların tüm boyutlarını kapsayabilen bir biçim. Tek bir karede yaşatılan, hayatın bensel tarifi gibi. Samimi, dolaysız, zaman ötesi. Belki de anlamak ve anlatmak için, binaların dilini, doğanın sesini, insanın hikâyesini tek bir karede duyabilmek için fotoğraf çekiyorum diyebilirim.”

 

Şakir Eczacıbaşı
“En sevdiğim fotoğrafı henüz çekmedim”

Şakir Eczacıbaşı, Londra Üniversitesi’nde eczacılık okudu. 1993’te Eczacıbaşı Holding Yönetim Kurulu Başkanı oldu. Fotoğraf sanatıyla ilk kez 1960’larda ilgilenmeye başlayan Şakir Eczacıbaşı, 1996’da iş yaşamından ayrıldı. Fransa’nın ‘Sanat ve Edebiyat Şövalyesi Nişanı’ ve ‘T.C. Devlet Üstün Hizmet Madalyası’yla ödüllendirildi. Şakir Eczacıbaşı, 1993’ten bu yana, İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı’nın Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı yapıyor.

“Fotoğraf çekiyorum, çünkü yaşadığım anları görüntülemek; geçmişimi imgelerle anımsamak istiyorum. Yalnızca anımsamak için değil, onları izleyiciyle de paylaşmak istiyorum. Bir bakıma sanat, üretenle izleyenlerin denmek isteneni paylaşmasıyla ortaya çıkar, ilgi görür.

Oscar Wilde, ‘Ciddi Olmanın Önemi’nin galasından önce gazetecilerin ‘Akşamki oyununuz başarılı olacak mı?’ sorusuna şöyle yanıt vermişti: ‘Ben başarılı olacağımı biliyorum, ama izleyici başarılı olacak mı onu bilmiyorum!’ Fotoğraf çekmek, içinizdeki birikimleri aynı zamanda dışarı dökmek de demektir. Bunu çok yalın biçimde açıklayan Picasso’nun şu sözleridir: ‘Ben bazen Fontainbleu Ormanları’na gezmeye giderim. Bir yeşil kabızlığına tutulurum. Eve döndüğümde yaptığım resme yeşil egemen olur.’

Fotoğraf, ‘imgeler çağı’ denilen günümüzün büyük bir sanatıdır. Gazetelere, dergilere, reklamlara bir bakın… Hepsinde sözcükler ve seslerden daha çok imgeler egemen. Bir olayı fotoğrafla yansıtmak yerine kaç sözcük, kaç tümceyle anlatabilirsiniz? Fotoğraf evrensel bir dildir de… Dünyanın her köşesinde yaşayan insanlara, onların dilini kullanmadan, her şeyi fotoğrafla anlatabilirsiniz. Bir fotoğrafçı için ele aldığı konular çekmekle bitmez. Ben en sevdiğim fotoğrafları henüz çekmediğimi düşünüyorum…”

 

 

Serdar Bilgili
“Her şeyden izole olduğumu hissediyorum”

Türkiye’nin önde gelen işadamlarından. Üstelik spor dünyasının da yakından tanıdığı bir isim. Beşiktaş Kulübü’nün eski başkanı Serdar Bilgili. Onun fotoğraf tutkusunu bilmeyenimiz yok. Zaman zaman ünlülerin fotoğraflarıyla çıktı karşımıza. Ama en çok da Tempo dergisiyle birlikte yürüttüğü ‘Engeller Kaldırılsın’ kampanyasıyla ses getirdi. Onun fotoğraf tutkusu çok eskilere dayanıyor. Yoğun iş hayatı içinde başkanı olduğu Fotoğraf Vakfı’yla ilgilenmeyi ihmal etmiyor.

“Fotoğraf çekmeye ilgim ilkokul yıllarına dayanıyor. Her şey, henüz o yaşlardayken, Hasan Amca’mın bana bir fotoğraf makinesi almasıyla başladı. Sürekli fotoğraf çekiyor, daha doğrusu bunun üzerinde çalışıyordum. Robert Kolej’de okurken, karanlık odayı öğrendim ve kolejde fotoğraf kulübü başkanlığı yaptım. Amerika’da Redlines Üniversitesi’nde işletme okurken, Ansel Adams’ın başasistanından fotoğraf dersleri aldım.

Türkiye’ye döndükten sonra, iş hayatı nedeniyle fotoğrafçılıktan koptum. Bundan 7-8 yıl önce bu özleme daha fazla dayanamayarak, yeniden karanlık odamı kurdum. Şu anda hobi olarak, bazen kendi başıma, bazen de dergiler için fotoğraf çekiyorum. Fotoğraf, hayatımda önemli bir yer kaplıyor. Bunun en büyük tutkum olduğunu söyleyebilirim.

Fotoğraf çekiyorum, çünkü bu zamanlarda her şeyden izole olduğumu hissediyor ve inanılmaz bir tatmin duygusu yaşıyorum. Bu tutkumu iş hayatım ve BJK Başkanı olduğum yıllarda geri planda tutmak zorunda kaldım. Ancak şimdi, başkanı olduğum Fotoğraf Vakfı binasını tamamladıktan sonra vaktimi orada geçireceğim. Uzun yıllar boyunca fotoğraf, dünyada bir sanat dalı olarak kabul edilmedi. Ancak iki yıldır, bütün dünyada inanılmaz bir prestij kazandı. Şu anda yükselen sanat dalı diyebilirim. Ünlü fotoğrafçıların eserleri milyon dolarlara alıcı bulabiliyor.”

Süleyman Gündüz (Eski AKP Milletvekili)
Uzaklar yakın, eller dost oluyor”

Süleyman Gündüz, AKP’nin geçen dönem milletvekiliydi. Gerçek mesleğiyse doktorluk. Süleyman Gündüz’ü milletvekili olduğu dönemde de afet bölgelerine götürdüğü yardımlarla tanıdık. Hatta bu proje için kendisini aradığımızda Bangladeş’ten yeni dönüyordu. Gittiği her yere yardımın yanı sıra fotoğraf makinesini de götürdü. Gündüz bu kareleri bir sergide bir araya getirdi.

“Bereketli bir ömür sürüyorum. Çocukluğum çobanlık yaparak geçti. İnsanlar, hayvanlar, doğa ve ışıkla yalnızdım. Benim için bakılıp görülemeyeni göstermek, canlı ruhunu görüntülemek önemliydi. Fotoğrafla böylesi bir serüvene girdim.  

Fotoğraf öyle bir sihir ki bütün yabancılıkları ortadan kaldırıyor. Uzakları yakın, elleri dost yapıyor. Hiç tanımadığınız bir hayatı fotoğrafladığınızda, bazen bu sizin hayatınız oluyor. Fotoğrafını çektiğiniz bir coğrafya sizin ülkeniz, bir portre siz oluyorsunuz. Fotoğraflarınız kadar çoğalıyor ve varlığınızın sırrına eriyorsunuz.

Görüntü, zaman ve ışık hızla değişmektedir. En masalsı, en anlaşılmamış kişilerle görüşüyor, en zor coğrafyalarda bulunuyorum. Bir düğmeye basıyorum o an; ‘an’ı, idrak etmeyenlere ulaştırıyorum böylece, belgeliyorum ve tarihe kayıt düşüyorum.
Fotoğraf kâğıdında ilk görüntü belirdiğinde doğuyorum ve doğuruyorum.”

 

Adnan Büyükdeniz                 
Farklılığı ayrıntıda yakalamak

Adnan Büyükdeniz, Albaraka Türk Katılım Bankası Genel Müdürü. Yani rakamlarla uğraştığı yoğun bir iş hayatı var. Fotoğraf onun tutkusu. 15 yıldır fotoğraf çekiyor. Bu tutku, görev yaptığı bankanın sosyal faaliyetlerine de yansıyor. Anadolu’nun Alın Teri konulu ulusal fotoğraf yarışması bunun örneği. Üstelik Büyükdeniz’in ‘Yerküre’nin Renkleri’ adlı bir de kişisel sergisi var.

“Rakamların hayatı yoğun olarak kapladığı bankacılık sektöründe, fotoğraf çekmek beni her zaman rahatlatmıştır. Fotoğrafı; görme isteğimin, görüp de belgeleme istediğimin beni tetiklemesi olarak yorumluyorum.  Ernst Haas ‘…ne gördüğümüz kim olduğumuzdur’ der. Fotoğrafın dünyasına derinlemesine daldıktan sonra, ayrıntıların ne kadar önemli olduğunu ve farklılığın ayrıntılarla yakalanabildiğini gördüm.

Benim için fotoğraf, var olan güzelliklere şahitlik etmek, onları belgelemek ve sevdiklerinizle paylaşmaktır. Profesyonel dünyada, hayatın karmaşası içinde, uğraşıların ve hobilerin bizi motive ettiğini düşünüyorum. Fotoğraf sanatının da benim için hobiden çok bir tutku olduğunu ve işimde başarımı da tetiklediğini söyleyebilirim. Genellikle portre ve manzara fotoğrafı çekmeyi seviyorum. İnsanların rutin hayatını yüzlerindeki ifadeyle belgelemek, yaşamlarına bir an da olsa dâhil olmak ve ne hissettiklerini anlamaya çalışmak beni mutlu ediyor.”

 

Rauf Denktaş  (Eski KKTC Cumhurbaşkanı)
“Bilmeden sevmek galiba en güzeli!”

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin eski Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, medyada da bu tutkusuyla sık sık yer aldı. Kimi zaman kedisini çekti, kimi zaman doğayı. Cumhurbaşkanı olduğu dönemde de o resmiyet içerisinde fotoğraf makinesini yanından eksik etmedi. Bir de sergi açtı.

“İnsanın zevk aldığı, kendisini rutin hayattan bir an olsun alıp götüren bir hobinin nedenini araştırması veya bilmesi gerekmez diye düşünüyorum. Fotoğraf çekmeyi seviyorum, çünkü seviyorum! Deklanşöre bastığınızda, hayattan bir anı yakalıyorsunuz. Ne yapsanız, o an, o ışıkta, o pozda bir daha olmayacaktır. Bu bir çiçek, bir portre, bir manzara olabilir; ancak ışık o ışık, bakış o bakış, tarih o tarih olmayacaktır.
Fotoğraf çekmeyi bunları düşünerek mi sevdim? Hayır. Önce sevdim, şimdi sorulunca cevap aradım ve bunları buldum. İnsan, kendini dinlendiren, günlük ezgiden ve düşüncelerden alıp, renklerin oynadığı bir dünyaya götüren her şeyi sever herhalde. Bilmeden sevmek, galiba en güzeli!”

 

 

Prof. Dr. Mehmet Ömür
“Anları ölümsüzleştirmek için”

Mehmet Ömür, doktor. Tüm gün hastalarla ilgileniyor. Onun da tutkusu fotoğraf. Makinesini yanından hiç ayırmıyor. Temel fizyolojik ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra, ruhunun daha derinlerindeki ihtiyaçlarını, fotoğrafı araç olarak kullanarak doyurmaya çalıştığını ifade ediyor.

“Sözlerle ifade edemediğim şeyleri gösterebilmek için deklanşöre basıyorum. Bunu bir gezi sırasında, bir yemekte veya özel bir anda da yapabiliyorum. Fotoğraf çekmek için zaman, mekân veya ışık tanımayanlardanım. Fotoğraf makinem sürekli yanımdadır. Bazen projelerimi gerçekleştirmek için fotoğraf çekerim. Bazen de güzellikleri ölümsüzleştirmek için. Fotoğraf çekmek herkes için farklı nedenlere bağlı olabilir.

Ben, bazı anları ölümsüzleştirerek, geriye sanat değeri de olabilecek belgeler bırakmayı amaçlıyorum. Bu belgeyi bırakırken de farklı bakış açımı yansıtmaya çalışıyorum. Fotoğrafla sadece gerçekleri görmediğimizi, fotoğrafın içinde daha başka derinlikler de olduğunu düşünüyorum. Soyut fotoğraflarla ilgileniyorum. Sadece renkli ışık ve gölgelerle, bakanların iç dünyalarında kendilerine ait farklı noktalara gitmelerini sağlamak istiyorum. Bize fotoğrafı hediye eden Niepce, Daguerre ve Talbot’yu saygıyla anıyorum.”

KAYNAK

Yazıyı Paylaş:
  • del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • blogmarks
  • connotea
  • DZone
  • Gwar
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • email
  • Yahoo! Bookmarks
  • Digg
  • MSN Reporter
  • Twitter

Etiketler:



1 Yorum yapılmış " Fotoğraf onlar için tam bir tutku "

  1. giydirme diyor ki:

    aslında süper bi hobi olsa gerek ama her hobi her kişi için uygun olamayabiliyor,en azından benim için iş yoğunluğu engel oluyor bu konuya…

Yorum Yapın

 
Copyright © 2009 . Tüm hakları saklıdır.